Bas git! Sana ayıracak vaktim yok!
Bas git! Sana ayıracak vaktim yok!
Aman da aman! Kimleri görüyorum? Soluk soluğa kalmış ve gözleri de kızarmış! Bu, merhum Hemnitz'in dün, ofiste bilgiye boğduğu yeni eleman değil mi?
Ofisteki ilk günlerinde öğrenmen gereken en önemli şeyin ne olduğunu biliyor musun bakalım çaylak?
Neymiş?
Kim olduğun! Vombat mısın yoksa Malaya Ayısı mısın ahbap?
Yanıtlar
Vombat
Ben bir vombatım... artık ne anlama geliyorsa işte.
Aptal biri olduğunu seni gördüğümden andan beri biliyordum! Öyleyse, birileri güneşi görmek için dövüşürken, sen kıçını saklamakla uğraşacaksın, heh?
Malaya Ayısı
Ben bir Malaya Ayısıyım... artık ne anlama geliyorsa işte.
Akıllı seçim! Ben de öyleyim. Bizler küçüğüz ama çok tehlikeliyiz. Ayrıca Vombatlarla dolu bir ofiste soyumuz her geçen gün tükeniyor!
Bizim gibi yırtıcıların el ele vererek otobur nüfusunu denetim altında tutması gerektiğine inanıyorum.
Neden bahsediyorsun...?
Vombat ne? Malaya Ayısı ne? Ne zırvalıyorsun sen?!
Sadece basit bir soru sordum ahbap! Delikler içinde saklanan bir keseli misin yoksa kaplanı bile avlayabilen güçlü ve tehlikeli bir ayı mı?
Siz ofis maymunları ne kadar da cahil oluyorsunuz yav! Hiç mi Avusturanya ya da Nalazya'ya gitmedin?
Sen gittin mi?
Eee, şey... hayır. Ancak babam sık sık gider ve orası hakkında çok şey anlatırdı... Bir gün beni de yanında götüreceğine dair söz vermişti, fakat...
Amaan, uzun hikaye! Sen bana cevap ver, otobur musun yoksa etobur mu?
Yanıtlar
Etobur
Akıllı seçim! Ben de öyleyim. Bizler küçüğüz ama çok tehlikeliyiz. Ayrıca Vombatlarla dolu bir ofiste soyumuz her geçen gün tükeniyor!
Bizim gibi yırtıcıların el ele vererek otobur nüfusunu denetim altında tutması gerektiğine inanıyorum.
Otobur
Aptal bir Vombat olduğunu biliyordum! Öyleyse, birileri güneşi görmek için dövüşürken, sen kıçını saklamakla uğraşacaksın, heh?
Her neyse, tımarhanemize hoş geldin! Yakında senin de ne olduğunu anlarız.
Merak ediyorum da, acaba uzun sivri pençelerin ve koruyucu bir deriye mi sahip olacaksın, yoksa kabarık karnını dişlerini uzatan başka bir yırtıcıya mı sunmak zorunda kalacaksın.
Yanıtlar
TANIŞ
Ben Evan Redgrave.
Redgrave mi? Caleb Redgrave'in oğlu mu? Vaaay!
Seni yanımdan ayırmamalı mıyım yoksa kaybolmanı mı söylemeliyim bilemedim.
Neden?
Ahbap, Bakanlıktaki ikinci günün olmasına rağmen etrafında çok fazla ölü var.
Yanıtlar
Hemnitz hakkında konuş
Konuşmayı sonlandır
Ne istiyorsun? Devam et. Ne? Evet? Evan?
Ne istiyorsun? Devam et. Ne? Evet? Evan?
Yanıtlar
Yürüyen Boreliler hakkında konuş
Şakaları hakkında konuş
Dong'a yapılacak şakalar hakkında konuş
Şaka yapmayı reddet
Emma'nın da dahil olduğu şaka hakkında konuş
Biyometrik kasa hakkında konuş
Sokaktaki adamdan aldığın zarfı ver
İşi hakkında konuş
Uyarıcılar hakkında konuş
Uyarıcılar hakkında konuş
Uyarıcıları ver
Uyarıcılara el konulması hakkında konuş
Ne istediğini öğren
Para hakkında konuş
Kızların numaraları hakkında konuş
Ne olduğunu sor
Gişe 101 hakkında konuş
Patlama hakkında konuş
Herhangi bir şey hakkında konuş
Konuşmayı sonlandır
Marco, bak... Konu Emma...
Ne? Ahbap, yoksa onunla mı yatıyorsun? Pek zorlandığını sanmıyorum. Sonuçta or... öhö öhö... yeni arkadaşlıklar kurma konusunda çok açık biri.
Aynen, durum bu diyebiliriz.
Aferin oğluma! Çak bir beşlik!
Nasıldı bari? Çakmaya değer miydi... yoksa akvaryum içinde deniz yıldızı gibi miydi?
Ne?! Ne akvaryumu?
Ahbap, arka odada meslektaşını götürmüş evli biri olarak pek de iyi bir yerde durmuyorsun hani.
Soruyorum, kız yatakta deniz yıldızı gibi miydi?
Ben onu mu diyorum aptal herif! Kaşınıyorum, yanıyorum. Her yanım... şey...
Hahaha! Ne eğlenceli bir olay! Redgrave için alkış! Çok komik!
Cehenneme git! Sadece seni uyarmak istemiştim... dostun olarak...
Sakin ol ahbap. Teşekkür ederim, teşekkür ederim ve teşekkür ederim! Uyarı için ayrı, zevkle izleme fırsatı sunduğun için ayrı, keyfimi yerine getirdiğin için apayrı!
Yürüyen Borelilerin geçen ki bölümünü izledim. Gerçekten harika bir dizi!
Sgutic'in grubunun sınırdaki genelevi nasıl temizlediğini gördün mü? Harikaydı!
En iyisi de ne biliyor musun? Ben daha önce orada bulunmuştum! Anlıyor musun? O otele gitmiştim. Yani orası gerçekten var!
Gerçekten mi?
Elbette! Pederle başkente gitmiştik. O işlerini hallederken bende tüm zamanımı bu genelevde geçirmiştim!
Birde, ben enfeksiyon detektörünün nasıl çalıştığını anlamamıştım. Anti-yurttaşlık virüsünün tespit edilemeyeceğini düşünüyordum.
Ne önemi var ki? Kendi iyiliğin için yeterince akıllısın zaten Redgrave!
Dalga geçiyorum! Dikkatimi çekti işte. Hepsi bu. Bu programa bayılıyorum!
Her bölüm harika bir şey oluyor!
Bu kasaya ihtiyacım var Marco!
Seninle bir anlaşma yaptık. O yüzden Dong'a şakayı yapmalısın! O utanç içinde ağlarken, ben neşeden ağlayacağım ve sen de mektubu aldığın için mutluluktan ağlayacaksın. Böylelikle herkes kazanmış olacak!
Bunun başka bir yolu yok mu?
Aslında...
Söyle bana!
Ama bu hiç eğlenceli değil! "Redgrave'in oğlu" kendi başına bir şey düşünemez mi?
Sen Dong'a şaka yapmak istemiyorsan, ben de küçük kasayı vermek istemiyorum.
Ama ona ihtiyacım var!
Benim de terfiye ihtiyacım var!
Kusura bakma bu konuda elimden bir şey gelmez!
Bakanlıkta boş boş durarak mı terfi alacaksın? Güldürme beni!
Legrand her zaman sözünü tutar! Al bakalım! Bunu hak ettin!
Yanıtlar
Biyometrik kasayı vermesi için ikna et
Biyometrik kasayı vermesi için ikna et Arkadaşlığını kullan
Geri
Sen ciddi ciddi "Redgrave'in oğlu" ile uğraşmak mı istiyorsun? Ver kasayı bana ve bu işi burada bitirelim.
Seni biraz gergin gördüm, haksız mıyım? Beni çoktan güvenliğe de ihbar etmiş olmalısın!
Kendi sorunlarımı kendim halledebilirim...
Aferin sana! İyi be, al kasanı. Zaten yeteri kadar tuttum elimde... Açamadım da zaten.
Bakanlığın girişine en son ne zaman şöyle bir bakındın? Bir zamanlar soyadının sahip olduğu tüm itibar kaldırımdan kazınmış, haberin var değil mi?
Marco, bana kasayı ver. Bu benim için çok önemli.
Yürüyen Boreliler dizisindeki Albay Sgutich'in geneleve girdiğinde ne dediğini hatırlıyor musun?
Tam olarak değil...
Siz kaltaklar uğraşılmayacak kadar pisliksiniz! Hahaha! Al bakalım küçük kutunu ahbap, bana lazım değil!
Gerçi bu "kaltaklar" birkaç saniye sonra onu neredeyse canlı canlı yiyecekti...
Evan, Yürüyen Boreliler dizisindeki Albay Sgutich'in geneleve girdiğinde ne dediğini hatırlıyor musun?
Tam olarak değil...
Demişti ki, "Her şeyin bir bedeli vardır, hatta bir parmak sandviçin bile!"
Ya bunun mektupla ne alakası var?
Sen iyi birisin Evan ve tabii ki ben de. Her ne kadar derinlerde bir yerde olsa da... Ama sana bu kutuyu bu kadar çabuk vermeyeceğim. İlkelerime aykırı!
Canın sıkkın gibi. Bir şey mi oldu?
Hah? Kahrolası ihtiyar aramalarıyla beni deli etti! İş yaparken ne durumda olduğumu öğrenmek için arayıp duruyor.
Bir dakika. Hangi ihtiyar? Tam olarak kim aradı? Neler oldu, anlatsana.
Kim olacak? Babam işte! Evlilik ve çocuk konusunda beni darlayıp duruyor. Dermansız bunak! Evlenip ona torun yapana kadar mirası unutabileceğimi söylüyor!
Bu çok ağır!
Şey, sanırım işimin başına döneceğim.
Bekle, aklıma bir fikir geldi! Babamı ara ve ona bir kız arkadaşım olduğunu, yakında evleneceğimizi söyle! Bana inanmaz. Ancak, senin soyadın onu ikna etmeye yeter!
Böyle bir şey yapmak istemiyorum.
Karşılığını fazlasıyla öderim sana.
Ne kadar?
300! Tüm param bu.
Güzel! Parayı ve telefon numarasını ver.
Al bakalım! İhtiyarın adı Henry.
Yanıtlar
Miras hakkında konuş
Yani burada sırf babanın mirası için mi çalışıyorsun Marco?
Bu bir tek beni bağlar. O yüzden bu konuda konuşmayacağım!
Babam bana tek kuruş bile vermiyor. Burada çürümekten başka çarem yok.
Moruk tahtalıköyü boylasa bile tek kuruş alamıyorum mirastan.
Sorunu ne ki bu ihtiyarın? Fikrini değiştirip bana para vermeye başlasa, bir dakika bile burada durmam. Sikmişim bakanlığı!
Ailesi hakkında konuş
Ailen, işin hakkında ne düşünüyor?
Sevgili akrabalarım olmasaydı, burada hiç olmazdım!
Ve tabii ki eşin?
Eşim mi? Ben yalnızca başkalarının eşleriyle ilgilenirim. Haha! İçinde "Bu hindi bilmem kaçıncı ayın bilmem kaçıncı günü yüzüğü takmıştır" yazan bir tasmayı takmam mümkün değil.
Bu saçma muhabbeti eğlenmek için fazla yaşlı olanlara bırakıyorum.
Legrand'a Hazer'in "hediyesinden" bahset
Favori dizisi hakkında konuş
Hangi dizileri izliyorsun?
Dizi mi? Bunu sorman bile hata, Yürüyen Boreliler elbette!
Hiç duymadım...
Dalga mı geçiyorsun? Tüm zamanların en iyi dizisi bu!
Peki, konusu ne bu dizinin?
Konusu şu, Boreliler, herkesi dönüştürmek için gittikleri her yere sabotaj ürünleri dikiyor. Böylelikle ısırılan herkes Boreli oluyor! Düşünsene! Bir gün kalkıyorsun ve etrafının Boreliler ile dolu olduğunu görüyorsun ve onları tüfekle vurmaya başlıyorsun! Harika değil mi?
Vay, iyiymiş! Peki, Boreli ile Boreli olmayan arasındaki farkı nasıl anlıyorlar?
Hakikat Bakanlığı bültenlerini okumuyor musun? Her şey orada yazıyor!
Şey, evet... Peki bu dizi nasıl ilerliyor?
Sgutic denen bir adam var ve her bölüm birisini dövüyor. Adama bayılıyorum! Sayesinde her yer kan ve uçuşan dişlerle doluyor! Her şey bittikten sonra da her zaman "Önderimiz memnun olacak!" diyor!
Buluşmaları hakkında konuş
Marco, kızlara nasıl yaklaşıyorsun, daha doğrusu nasıl "yavşıyorsun"?
Ne, şimdi de kulüpten nasıl kız kaldırılacağını mı soruyorsun?
Yok yok. Ben evliyim, ancak bu durum diğer insanların aşk hayatlarını dinlemeyeceğim anlamına gelmez.
Elbette ahbap! Marco Legrand'ın anlatacak çok hikâyesi vardır. Şimdi iyi dinle ve öğren!
Metroda biriyle tanışmıştım. İşten eve dönüyordum. Koltukta omuzlarımı yaymış ve bacaklarımı üst üste atmış şekilde oturuyordum.
Kız da Büyük Devrim İstasyonu'nda metroya bindi ve benim bulunduğum vagona geldi. Ancak, gözleri zemine bakar şekilde karşımda dikiliyordu. Bu hareketin utangaçlık olduğunu anlamışsındır herhâlde.
Üzerimi düzelttim ve bir beyfendi gibi kıza yaklaştım. Kolundan tutup koltuğa oturmasını teklif ettim ve "senin için sıcak tutuyordum, küçük tatlı su balığım" dedim. Ve benzer birkaç şey daha...
Sonrasında yavaş yavaş, onu "evdeki balıkları beslemeye" ikna ettim. Halbuki ben kim balık beslemek kim? Ama bu sayede tanışmış olduk işte.
Neyse, bir süre sonra eve vardık. Gözleri etrafta fıldır fıldır dönüyordu. "Balıkların nerede, somon beslediğini söylemiştin" gibi şeyler söylemeye başladı. Biz de salak değiliz. Hemen bir yıllık balık konservesi açtım. Şimdi diyeceğime inanmayabilirsin, fakat tam yarım saat boyunca ekmek kırıntıları ile bu balıkları besledik. Gerçekten!
Ve tabii sonunda onu neden davet ettiğimi anladı. Hehehe! Günün sonunda ise en küçük ayrıntısına kadar tüm kıvrımlarıyla karşımda duruyordu!
Bu kadar basit mi yani? Bu işi yaparken hiç ağzın kuruyken olgunlaşmamış hurma yemiş gibi olmuyor musun?
Bunun bir sırrı yok ahbap. Bir yudum al, sonra bak bakalım dilin nasıl da gevşiyor.
Şey, bu da bir fikir tabii...
İşi hakkında konuş
İş yerinde işten konuşursan malsındır. Özetle, burada herkes birbirinden çalar ve rüşvet alır.
Yanıtlar
Ne yaptığı hakkında konuş
Ben çalışmıyorum ki, eğleniyorum. Beni babamdan dolayı kovamazlar da. Belge işleri bana göre değil zaten.
Hem kariyer basamaklarını tırmanmanın başka yolları da vardır.
Ne gibi mesela?
Mesela patronun kızına çakıp, onu kullanarak yükselmek gibi. Ancak bu, her zaman işe yaramıyor.
Neden?
Çünkü ahbap, bu harika planı uygulayabilmek için patronun bir kızı olması gerekiyor.
Burası genelde nasıldır?
Tam bir hengâme yeridir. Sıçan yarışına da benzetebilirsin! Etrafına bir baksana. Mızmızlar, yıkıklar ve dinçliğini yitirmiş hatunlar. Mutlu yaşasınlar ve krallar gibi ölsünler diyelim. Mümkünse yarın tabii.
Rüşvet hakkında konuş
Buradaki herkes rüşvet alıyorsa, ben de almalı mıyım?
Al tabii ki! Bir saniye bile tereddüt etme! Burada dürüst yollarla para kazanamazsın. Seni destekleyecek zengin bir baban olmadığı sürece, maaşlar asla yeterli olmuyor.
Bana gelen bir para da yok. Para kuyum resmen kurudu. Ama benim peder seninkinin aksine hayatta, ne yazık ki...
Peki, sen rüşvet alıyor musun?
Şey, nazikçe istedikleri sürece insanlara yardım etmekten çekinmiyorum diyelim, hehe!
En önemlisi de şu ahbap: Meteliğin hepsini tepedekilere vermen de gerekmiyor... Eline bir şey yapışır falan, anlarsın ya.
Hırsızlık hakkında konuş
İyi düşünmüşsün. Bu sıçanlar duvara çivilenmemiş her şeye çöker! Bazen çivilere bile çöküyorlar gerçi.
Yakalanmıyorlar mı?
Önderimiz hakkında yanlış bir şey söylerlerse yakalanabilirler. Ancak hırsızlık gibi ufak bir şey yüzünden kimseye bir şey olmaz. Konuya gelecek olursak bu rozet Dong'a aitti.
Çaldın mı?
Evet. Onu sinirlendirip biraz eğlenirim diye düşünmüştüm. Ama o ezik doğrudan gözyaşlarına boğuldu.
Geri
Meslektaşları hakkında konuş
Burada çalışanlardan bahsetsene.
Ne bilmek istiyorsun?
Yanıtlar
Peter Dong hakkında konuş
Peter'i neden sevmiyorsun?
Kim demiş bu Vombat'ı sevmediğimi? Ona tapıyorum ben! Samimi, küçük duyguları gerçekten paha biçilemez!
Onun bundan hoşlandığını sanmıyorum ama.
Ahbap, dünyanın en demokratik ülkesinde yaşıyoruz. Herkes gibi sen de diğer yurttaşlarla istediğin kadar dalga geçmekte özgürsün.
Bu herkes için geçerli, anladın mı? Kimse Dong'un şaka yapmasını engellemiyor.
Bunu istese de yapamaz zaten, ortada değil mi?
İşin güzelliği burada zaten ahbap. Ben onun yerine de dalga geçiyorum.
Dong'dan böyle bir şey beklemezdim doğrusu. Etkileyici çıkış yaptı namussuz. Taşşak geçeceğim kimse kalmadı...
Onu düşünme bile.
Betonarme'den döşeme gibi empatin var. İlgilenmiyorum. Fakat Peter...
Evet onunla dalga geçmen güzeldi, ama o artık gitti ve ben pek buralarda olmayacağım gibi duruyor.
Nedenmiş?
Terfi almaya bir adım daha yaklaştım çünkü.
Emma Hazer hakkında konuş
Emma hakkında ne düşünüyorsun?
O eşine az rastlanır bir tür!
Gerçekten mi? Seni yanlış duymuş olmalıyım, çünkü az önce ilk defa biri hakkında güzel bir şey söyledin.
Bitirmeme izin vermedin ki ahbap! Onu ender yapan şey, ağzını açtığında değil de kapadığında daha güzel göründüğünü bildiğim tek kadın olması!
Beni yanlış anlama. Bakması çok zevkli, özellikle arkadan.
Ancak, konuşmaya başlar başlamaz içim sıkılıyor ve ucuz bir bulaşık suyunda kendimi boğmak istiyorum. Bitmek bilmez gevezeliği ve mızmızlanmasından kaçmak için ne gerekiyorsa yaparım.
Ona karşı hislerin mi var yoksa?
Sadece sordum.
Pekala... Beni dinle ahbap! Eğer senin koca arayan ahmak ve dul kadınlara ilgin varsa hiç durma!
Emma'nın ofisten ayrıldığını duydum.
Kesin yapmıştır! Önce benim ihtiyarı dolandırdı, şimdi de evimde ahkâm kesiyor! Çocuklarını bile getirdi. Görünüşe göre pederin bu yaşta düşündüğü tek şey çocuk sahibi olmak.
Torun istediğini sen söylemiştin. Sanırım senin ihtiyar kendi göbeğini kendi kesmeye karar vermiş.
Hay onun göbeğine! Geçen ziyarete gittim... Kendi evimde misafir oldum, buna inanabiliyor musun?! Yanlarında birkaç saat oturunca birkaç yıl yaşlandım!
Adam hiçbir şey olmamış gibi mutlu bir şekilde ne kadar sıcak bir yuvaya sahip olduğundan bahsediyordu. Çocuklar etrafta koşup kahkaha atıyordu! Kahkahalar ve koşuşturmalar hala kulağımda çınlıyor. Üstelik odamı da onlara vermiş!
Gelelim Hazer'e. Ona şimdi anne mi diyeceğim? Daha kısa zaman önce benimle flört ediyordu... Yoksa ben mi kafamda kuruyordum?
Tabii iyi tarafından bakarsak, terfi yarışından bir kişi azalmış oldu. Ancak bu kadar mı yani? İhtiyar muhtemelen Emma'nın piçlerini sahiplenmiştir bile.
Artık terfi istemiyor musun?
Ne dediğinin farkında mısın?! Terfi beni bu delikten kurtarabilecek tek şey!
Emma'nın ofisten ayrıldığını duydum.
Aynen, duydum! Sonunda kendisine yaraşır bir adam bulup köye göçmüş. Çok şükür kurtulduk! En azından etrafta üstlerin gözü kulağı olamayacak ve onların önünde kıçını sallayarak yürüyemeyecek! Dikkatlerini nasıl çekeceğini iyi biliyordu!
Yine de bu büyük bir utanç... Müthiş bir şaka düşündüm ama Hazer olmadan da olmuyor.
Emma'nın ofisten ayrıldığını duydum.
Gerçekten mi? O zaman gitmesi harika olmuş! Terfi yarışında bir rakip daha azalmış oldu! Ondan korktuğumdan değil, yanlış anlama. O aptal fahişe benim dengim değildi, ama ne demek istediğimi anladın sen, değil mi?
Yine de bu büyük bir utanç... Müthiş bir şaka düşündüm ama Hazer olmadan da olmuyor.
Magda Rakovich hakkında konuş
Magda Rakovic hakkında ne düşünüyorsun?
Çirkin Sahire mi? Onu bir tank içinde asker olarak görmek isterdim.
Nedir ona olan bu düşmanlığın?
Öyle bir meslektaş ile çalışmak zorunda kaldığında anlarsın! Seni şirretliğiyle yeyip bitirmek kalmaz, önünü de tıkar. Birçok kişinin kariyerini mahvetmişliği var.
Alt tarafı bir sekreter, değil mi yoksa?
Patronu parmağında oynatıyor, ne sekreteri! Eminim ki patron ondan korkuyordur. Ve herkesin bunu hatırlaması gerekiyor.
Çok şanslısın, eğer senden hoşlanmasaydım, ilk gününde senin ağzından ona, "kendini becertsin" dediğini söylerdim. Sonra da onun senin bağırsaklarını koparmasını zevkle izlerdim.
Magda Rakovic hakkında ne düşünüyorsun?
Haberler güzel, elimi kirletmek zorunda kalmayacağım. Yemin ederim biraz daha uzasaydı onu çıplak ellerimle boğazlardım!
Patron hakkında konuş
Patronun hakkında ne düşünüyorsun?
Patron kadın değil. Neden onun hakkında bir şey düşüneyim ki?
Ona hesap veriyoruz sonuçta...
Macro Legrand sadece kendisine hesap verir! O dombilinin hak ettiğini bulması an meselesi. Göreceksin, yakında onun yerini alacağım!
Yanıtlar
Daha fazla bilgi edin
Şu an onun yerini almanı engelleyen ne?
Her şey onun kontrolünde. Bu kattaki güç ve de para. O kadar para bende olsa tüm bakanlığı satın alırdım!
Neden?
O kadar paran olduğu zaman Evan, "Neden?" sorusunun yerini "Neden olmasın?" alıyor.
Geri
Geri
Baban hakkında konuş
Babamı tanıyor muydun?
Hayır. Tanımaya ihtiyacım da yoktu. Eğer cılız bir oğlu yerine sulu bir kızı olsaydı, eğer uçma becerilerini test etmeye karar vermeseydi ve eğer ben birkaç kat yukarıda çalışıyor olsaydım... O zaman kendisini tanıyabilirdim.
Sence de burada çok fazla "eğer" yok mu?
Senin için bir tane daha var. Eğer benim babam ölmüş olsaydı, onun mirasıyla yaşardım ve tek bir gözyaşı bile dökmezdim.
Terfi hakkında konuş
Neden terfi istiyorsun?
Patronun ofisini seviyorum. Eğer oraya yerleşirsem 'yaramaz kızları' toplayacağım ve onlara gerçek pansuman nasıl yapılır göstereceğim... Gerçek "pansuman", anladın mı? Hahahaha! Anlamadın mı?
Geri
Hemnitz'e ne oldu?
Görmedin mi?
Gördüm ama anladığımdan emin değilim...
Anlamayacak bir şey yok. Kotasını tamamlamada başarısız olmuş veya patronla bazı sorunlar yaşamış olabilir. Asıl mesele, artık Hemnitz'in olmaması.
Yanıtlar
Biyometrik kasayı sor
Hemnitz'in elinde biyometrik bir kasa gördün mü?
Hemnitz, götürüldüğü sırada eşyalarının arasından bir mektup ve biyometrik kasa almamı istedi. Ama ben sadece mektubu hatırlayabildim.
Nerede o?
O kadar hızlı değil ahbap! Ben postacı değilim. Kimse postaları teslim etmem için bana para ödemiyor. Ama harika bir fikrim var! Zavallı Dong, Hemnitz'in ölümüne oldukça üzülmüş gözüküyor. Hatta bir ara ağlarken gördüm. Ama bil bakalım kimler onun sempatik arkadaşları? Elbette biziz! Hadi birkaç şey yapalım ve onu neşelendirelim. Mesela şaka yapalım!
Biz mi?
Evet! Şakayı sen yapıyorsun ve ikimiz de yarılarak gülüyoruz. Kasayı istiyorsun değil mi? Öyleyse devam edelim! Dong'u al ve bir gezintiye çık, sonrasında ise kasa senin! Sözüm söz!
Yanıtlar
Kabul et
Benim mizah anlayışım seninki kadar ince ve zekice değil.
Kilit nokta duygular Evan. Dong'un zayıf yönlerini bul ve onlardan faydalan.
Reddet
Bunu yapmayacağım.
Dikkatlice düşün. Biyometrik olarak açılan bu harika küçük kutuyu istemiyor musun?
Yanıtlar
Fikrini değiştir ve kabul et
Benim mizah anlayışım seninki kadar ince ve zekice değil.
Kilit nokta duygular Evan. Dong'un zayıf yönlerini bul ve onlardan faydalan.
Reddet
İlgilenmiyorum.
Senin bir etobur olduğunu düşünmüştüm ama diğer otoburlardan farkın yokmuş.
Reddet ve aşağıla
Çok boktan şakalar yapıyorsun, tıpkı saç kesimin ve kişiliğin gibi.
Benimle gerçekten bu şekilde konuşmamalısın...
Ben.
Masasına böcek koymuştum. Çığlıklarını duymuş olmalısın.
Ağlayışı kulaklarım için ince bir melodiden farksızdı! Zavallı Peter, sıradan böceklerden bile korkuyor! Aferin Redgrave!
Dong müshil dolu bir fincan kahve içti. Bir dahaki sefere lavabonun kapısına 'Servis Dışı' işareti asacağım.
Bu ufak şakalara bayılıyorum! İnsanların açılmalarını ve salmalarını görebiliyoruz.
Açılma diyorum, salma diyorum. Anlıyor musun? Hahahaha!
Artık onu Salıcı Peter olacak çağıracağım!
Dong'un terminalinden Hazer'e bir aşk mektubu gönderdim!
Ahahahaha! İşte bu be! Harikasın! Peter öylesine titriyordu ki, alev alacağını düşünmeye başlamıştım! Gülmekten ölecektim!
Hey, çok da kötü değilsin. Ama ben hâlâ daha iyiyim! Yarın gel de sana Peter'e yapabileceğin şakaları söyleyeyim!
Harika bir şaka fikrim var! Dong'un Emma'ya yanık olduğunu herkes biliyor. Bundan yararlanmalıyız ahbap! Yapacağın şey, Hazer'ı, Dong'u lavaboya çağırıp takılmaya ikna etmek. Sonrasında pantolonunu indirmesi yeterli!
Yanıtlar
Kabul et
Katılıyorum. Emma ile konuşup onu ikna etmenin bir yolunu bulacağım.
Bu harika ahbap!
Geri
Bu aşırıya kaçar! Ben yokum.
Korktun mu? Gıt gıt gıdak. Beni hayal kırıklığına uğratıyorsun.
Anlaştığımız şeyi yaptım.
Evet, eğlenceliydi. Kiloduyla ofisin içinde koşuşturuyordu! Gülmekten altıma işeyecektim!
Harikasın! Peter'a acıdım. Biraz üzüldüm ama doğanın kanunu bu. Bizim mutluluğumuz için birilerinin acı çekmesi gerekiyor.
Marco, düşündüm de... Peter'e şaka yapmaktan vazgeçtim. Üzgünüm. O iyi bir adam ve bana karşı hiçbir yanlışı olmadı.
Ah, canım ya… Şuna bakın, otoburumuz zayıflığını konuşturuyor!
Yanıtlar
Reddet
Ben diğer insanları önemsemiyorum. Çünkü takmıyorum.
Anlıyorum! Seni avcı sanmıştım ama sen ahmak bir otoburmuşsun… Hiçbir şeyin farkına varmadan otluyorsun!
Reddet ve aşağıla
Sen tam bir ahmaksın Legrand! Hep ahmaktın, her zaman da ahmak olarak kalacaksın!
Ne?
Beni duydun! Zavallı, değersiz bir lastik izinden farkın yok! Saçma salak biri olduğun için kimse seni sevmiyor!
Delirdin mi Redgrave? Kiminle konuştuğunu sanıyorsun?
Yanıtlar
Onu kelimelerle yok et
Aşkın veya arkadaşlığın ne olduğu hakkında hiçbir fikrin yok. Kibarlığı takdir etmeyi de bilmiyorsun.
Kapa çeneni!
Sen, hayatı boyunca babasının arkasına saklanan aptal, ödlek bir inekten fazlası olamamışsın...
Peter Dong bile senden daha saygın Marco...
Kimse beni Dong ile kıyaslayamaz!
Dong ile kıyaslamak mı? Dong seni ikiye katlar. Terfi alma ya da kız kapma olasılığı seninkinden çok daha yüksek.
Ulan dallama, seni son kez uyarıyorum!
Baban, senin yerine Peter Dong'u oğlu olması için tercih ederdi. Çünkü o seni sevmiyor ve hiç sevmedi.
Bu kadar yeter. Sen artık ölüsün Redgrave!
Tehlikeli sohbeti sonlandır
Buna düştün mü?! Hahaha! Marco, yüzünün aldığı ifadeyi görmelisin! Paha biçilemez!
Lanet olsun Evan! Bana böyle şakalar yapma! Neredeyse seni vuracaktım!
Hadi ama ahbap! Kabul etmelisin ki güzel şakaydı!
Öyle olsun. Tebrik ederim, tam bir orospu çocuğusun! Haha!
Fikrini değiştir ve şakayı devam ettir
Otobur mu? Ben mi? Bekle ve nasıl eşek şakası yapıyormuşum gör hele… Dong'u canlı canlı yiyeceğim!
Hey, ahbap. Gördüğüm kadarı ile sen iyi bir adamsın ama parayla aran pek iyi değil gibi. Yardım ister misin?
Hayır, teşekkür ederim. Meslektaşlarımdan borç almam.
Bak sen. Gurur da yapıyoruz demek! Bunu sevdim.
Sana borç para teklif ettiğimi kim söyledi? Sana bir iş teklifinde bulunacağım. Bir başkası öğrenmeden bakanlığın içine bir şey almam lazım. Yani anlayacağın, sen bana yardım edeceksin, ben de sana.
Doğru, daha önce de bundan bahsetmiştin.
Aynen öyle. Peki, bana bu kaçakçılık konusunda yardım etmeyi düşünüyor musun?
Yanıtlar
Daha fazla bilgi edin
Anlat bakalım.
Anlatayım tabii! İnsanların yorgunluğunu alan ve onları neşelendiren maddeler var. Yasal olarak kullanılmıyor ama çok etkililer. İnsanlar burada ölümüne çalıştığı için talep çok.
Ancak bana bunları sağlayan kişi dışarıda, alıcılarım ise içeride. Aralarında ise güvenlik var. Çaktın mı?
Hayır mı? Uyarıcıları bakanlığa getir.
Onları nasıl içeri sokabilirim?
Nasıl yapılacağını biliyorsun! Ya birisiyle anlaşma yap ya da kendine güveniyorsan içeri sokmayı dene. Sana makul bir ödeme yapacağım.
Geri
Daha sonra konuşalım.
Biriyle anlaşabildin mi? Yoksa kendin mi halledeceksin?
Yanıtlar
Seyyar Satıcı
Seyyar satıcı Serana Marwitz ile anlaştım. Yaptığı çöreklerin arasına sokacağını ve getireceğini söyledi.
Cidden satılık çöreklerinin arasına mı, yoksa eteğinin altındaki çörekciğine mi yerleştirecek? Hahaha! Neyse, bu pek önemli değil. İşimizi görsün yeter.
Yarın tekrar gel. Gelişmeleri konuşuruz.
Güvenlik Görevlisi
Girişteki güvenlik görevlisi ile her konuda anlaştım.
İyi. Yarın bunu konuşuruz.
Kendin yap
Kendim yapacağım.
Satıcım yarın seni girişte bekleyecek. İlaçları ondan alır almaz bana getir.
Geri
Düşünmek için biraz daha zamana ihtiyacım var.
Çok uzun sürmesin ahbap.
Ne istiyorsun?
Yanıtlar
Uyarıcıları satın al
Marco, senden biraz uyarıcı almak istiyorum.
Kendim satacak kadar salak değilim. Köprüdeki bahçıvanla konuş.
Kâr hakkında konuş
İşler nasıl?
Tırt. Birilerine uyarıcı satmaya çalışırsam güvenlik beni anında mıhlar. Fazla müşterim yok yani. Tabi paraya olan ihtiyaç çok!
Geri
Getirdin mi Evan?
Evet, getirdim.
Nasıl oldu da bunu yaptın biliyorum, şanslı piç seni.
Hayır, bir yere bıraktım.
Marco, başarısız oldum. Kontrol noktasından geçerken mallara el koydular. Neye güvenip böyle yaptığımı bilmiyorum... Heralde şansa.
Planın malları tarayıcıdan geçirmek miydi? Eğer bu kadar basit olsaydı, senin gibi bir mala ihtiyacım olur muydu? Sanırım bundan sonra seninle iş yapmayacağım.
Ne istiyorsun?
Mali durumunu nasıl iyileştirmeyi düşünüyorsun?
Neyden bahsediyorsun?
Paraya ihtiyacın vardı, değil mi? Tam senlik ufak ve kolay bir işim var. Bakanlıktan çıkman bile gerekmeyecek.
Yanıtlar
Kabul et
Ne yapmalıyım?
Yaklaş ve dinle. Meslektaşlarımız iyi insanlar. Ancak, işim gereği hiç de iyi müşteri değiller! Temiz ve sağlıklı bir yaşamı tercih ediyorlar, sigara içmeyi ve alkol almayı reddediyorlar ve önderimizi seviyorlar.
Önderimizi ben de seviyorum.
Önderimizi herkes seviyor! Ama benim elimde uzun süre beklememesi gereken bir yığın uyuşturucu mevcut. Ne demek istediğimi anlıyor musun?
Sorun nedir?
Sorun şu ki, işkolik meslektaşlarımız bunları denemekten korkuyor. Onlara bunu bir doz aldıktan sonra dünyanın ne kadar güzel gözüktüğünü anlatman gerek.
Ne yapayım? El ilanı mı dağıtayım?
Babam kömür endüstrisinin demirbaşlarından biri. Zaten buradaki işimi de onun sayesinde elde ettim. Dolayısıyla sürekli gözetleniyorum.
Senin durumun ise tamamıyla farklı. Kimse seni tanımıyor. Güvenilir bir yüz ifaden var. Aynı şu 'Babamız Önder'in SİZE ihtiyacı var!' afişleri gibi.
Meslektaşlarımız ile konuş ve bu vitaminlerin performanslarını, güçlerini ve fincan ölçülerini nasıl geliştirdiğine dair birkaç hikâye anlat...
Vitaminler mi?
Vitaminler veya jelibonlar, her neyse işte! Ne dersen artık! Mal satmalıyım. Sen de elimdekileri alacak malları bulacaksın.
İlgilenen olursa ilacı sat, sonra da bana yönlendir. Para sende kalabilir. Hadi bakalım.
Reddet
Zamanım yok.
Boş zamanın olunca geri gel.
Marco, birisi benden bu zarfı sana vermemi istedi. Al bakalım.
Yanıtlar
Zarfı ver
İyiliğin için teşekkür ederim Evan. Burnunu nereye sokmayacağını bilen korkusuz bir adamsın, ne dediğimi anlıyorsan eğer.
Ben senin yerinde olsaydım, burnumu o zarfın içine sokardım.
Zarfı ver
Zarfı açmışsın? Demek ki işim hakkında her şeyi öğrenmişsin.
Birlikte çalışmak ister misin?
Sonra konuş
Görünüşe göre başka bir yere bırakmışım, sonra getiririm.
Merhaba, Marco! Ferguson parayı toplamamı istedi.
Şimdi de getir götürcüsü mü oldun?
Patronla tartışmak benim haddime değil.
O şişko piçle tartışamazsın zaten...
Onu bunu geç, para ne durumda?
Hiç param yok. Şu sıralar bir durgunluk var ve pazarda da hareketlilik yok. Ne demek istediğimi anlıyor musun?
Selam, Marco! Bana her şeyi yapmaya hazır iki kız lazım! Çok acil!
Ahbap, bana da lazım ya! Bulursan haber et, tamam mı canım?
Taşşak geçmiyorum! Ferguson bana akşam için bir çift kız bulmamı söyledi.
O şişko piç hızlı zamanlarına geri mi döndü yoksa?
Boşver onu. Bana yardım edecek misin, etmeyecek misin?
Tamam be Redgrave! Marco Legrand işini görecek. Hem de beş para almayacağım, bu kayıtlara geçsin lütfen! Ama karşılığında Ferguson'un ofisinde ne dönüyor en ufak ayrıntısına kadar anlatacaksın. Anlaştık mı?
Sence Ferguson eğlencesine bakarken ofisinde durmama laf etmeyecek mi? Mekana böcek mi yerleştireyim?
Yerleştirebilir misin?
Marco!
Dalga geçiyorum! Al bakalım. Bu iyiliğimi de unutma!
Gişe 101 hakkında bir şey biliyor musun?
Hayır.
Yeni kanattaki patlamayı duydun mu? Korkunç, değil mi?
Peh, sana korkunç mu geldi? Bir keresinde genelevde bana tek bacaklı, üç memeli ve dişsiz bir "kadın" gelmişti! Bu patlama onun yanında hiçbir şey.
İyi de insanlar öldü!
Ne olmuş yani? İnsanlar her gün ölüyor! Page sağlam bir olaydı! Bombayı birleştirmesi bir ay sürmüş diyorlar, hem de burada, bakanlıkta. Taşınabilir bir öğütücü diye kandırmış herkesi.
Ki piç herif yalan da söylemiyormuş! Kendiyle birlikte tüm kanadı öğüttü! Hiç de fena değildi.
İyi günler. İyi şanslar Güle güle Görüşürüz
Sanada. Çık dışarı, çocuk! Hı-hı
Bunun hakkında konuşacak vaktim yok.
Gereken kodlar:
Seçimini değiştiremezsin
Bağlantılar
Başarımlar
Geniş Arkadaş Çevresi