Profil

Ülkede çok az değişiklik oldu.

Ülkede çok az değişiklik oldu.

Bakanlar iktidar savaşına devam ederken, yeniler, eskileri tahtlarından indirdi ve öncekiler gibi savaşmaya devam ettiler ancak boşunaydı. Başarı için ilkesizlik şart olmuştu.

Sıradan vatandaşlar ise siyasi oyunlardaki poker çipleri gibi, gözetleme ve kontrolün ruhsuz makinelerindeki küçük çarklar gibi kaldılar.

Vatandaşların zihnine kazınmış soyut bir “ortak iyilik” arzusu, beklenmedik sonuçları doğurdu. Bu sonuçlar ortaya çıktıkça, herkesin kendi “iyi” fikrine sahip olduğu ve bu da insanların farklı, çoğu zaman zıt şeyler için çabaladığını ortaya çıkardı.

Gerekçesiz şiddet dalgası şehri yerle bir etti. İnsanlar yaptıklarına içtenlikle inanarak, “ortak iyilik için” birbirlerine rastgele saldırdı. Şiddet dalgası dibe çöktüğünde ardında kanla dolu sokakları geride bıraktı. Hayatta kalan az sayıda kişi - olayı ruhlarının derinliklerine hissedenler - daha iyi bir dünya inşa etmeye başladı.

Ve o kadar hevesle yaptılar ki, kendi temel ihtiyaçlarını unuttular. Sadece bir ay sonra Helmer, en çaresizlerin bile ayak basmadığı hayalet bir şehir halini aldı.

Kişilik kültü gerçekten kötü bir şey midir? Ne de olsa, birisi yüksek göklerden övgü alırsa, bu hak ettiği anlamına gelmez mi? Daha önce Bilge Önder ilahlaştırılırken şimdi de Evan Redgrave onun yerini aldı.

Başlarda, vatandaşlar fısıldayarak bile olsa mevcut durumdakileri onaylanmadıklarını ifade etmeyi başarabilirken, şimdi kimse bunu yapmaya cesaret edemez halde. Çünkü birinin “kendi” düşüncesi olması, zihin kuleleriyle kaplı bir ülkede ekonomik olmayan bir lüks.

Ama bu son değil - sadece başlangıç! Dünyada Heimdall'ın kulelerinin henüz gökyüzüne yükselmediği ve pek çok ülkenin Evan Redgrave'yi tanımadığı yerler var.

Bir insanı isteği dışında mutlu olmaya zorlayamazsın. Onlara zorla özgür irade vermek nedir peki? Ya içlerine tek bir düşünceyi aşılarsanız ne olur? "Bundan sonra kendi kararlarınızı veriyor ve kendi eylemlerinizin sorumluluğunu alıyorsunuz."

Bu, barışı sağlayabilir mi? Helmer sakinleri gerçekten bağımsız olan ilk kişilerdi - hayatları mükemmel değildi. Seçimleri çoğu zaman ideal olmaktan uzaktı ve bu seçimlerin sonuçları acı vericiydi.

Fakat kendi seçimleri, kendi mutlulukları ve kendi "merhametleri" vardı. Tüm bakanlar idam edildi, canavar ve işe yaramaz bürokrasi yavaş yavaş parçalandı ve bakanlık binası anlamsız zulme adanmış bir müzeye dönüştürüldü.

Lüks. Anlamsızlık ve acımasızlık. Mermer heykeller, saraylar ve görevliler için altın tuvaletler, İran halıları, mücevher ve para dağları, şampanya ve havyarla dolu iğrenç havuzlar, canavarca alemler.

Açgözlülük her yeri kapladı ve çürük sistem gittikçe yozlaştı. İnsanlar, bunların artık yanlış bir şey olduğunu bile unutmaya başladı.

Bir putun bir diğerine ibadet etmesi bile hiçbir tartışmaya neden olmadı. Çünkü kulelerden gelen sinyal bunlarla ilgileniyordu. Bilge Önder, Lüks Önderle yer değiştirdi ve kimse bunun farkına bile varmadı.

Gerçek bir psikopatın güce sahip olması korkutucu bir durum. Ve eğer gücü sınırsızsa bu iş kabusa dönüşür. Fakat bu manyak, fikirlerinizi kontrol altına aldığında dehşeti tanımlayabilecek hiçbir kelime yok.

DeSalvo'nun elleriyle Heimdall kuleleri ülkenin her tarafına yayıldı. Fakat insanları sadece itaate zorlamadılar. Kulelerden zaman zaman tam kapasitede tek bir duygu ilettiler - saf korku.

Yanlarına aldıkları korku sebebiyle insanlar fare gibi bulabildikleri en derin yarıklara giderek daha derin delikler açacaklardı. İşe yarar bir şey için artık çok az zamanları vardı. Panik ile bilittifak yaklaşmakta olan bir kıyamet atmosferi, ülkede uzun süre hüküm sürdü.

Kuleler hızla ülkenin her yanına yayıldı. Vatandaşlar ise yeni klonlar oluşturmak için biyomateryal olarak kullanıldı.

Bir zamanlar Carl Stein olarak bilinen “ideal çalışanın" kopyaları adım adım sıradan insanların yerini aldı - önce Helmer'de, daha sonra ülke genelinde ve daha sonra tüm dünyada. Sıradaki hedef ise belliydi; güneş sisteminin ve yıldızların fethi.

Mükemmel ve etkili işleyen bir dünyada; çekişme, savaş, açlık, adaletsizlik, sevgi veya şefkat için yer yoktur.

Hemnitz, Evan’ı utanmadan kandırdı. Elindeki malzemeler sayesinde kuleleri ülke çapında hızla yaydı ve nüfusu yok etme planını gerçekleştirdi.

İnsanlar ötenazi merkezlerinde görev aşkıyla sıraya girdiler. Ve hiç kimse kalmadığında, Boreliler geldiler ve ihtiyaç duydukları her şeyi aldılar.

Bir zamanların büyük ülkesi, hayalet bir kasabanın korkutucu, boş sokakları haline geldi.

Siz

Bunun hakkında konuşacak vaktim yok.

Gereken kodlar:

Seçimini değiştiremezsin